Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (Bu yazıyı nasıl buldunuz!)
Loading ... Loading ...
Gönderen: pan on Salı, Ağustos 25, 2009, 13:55

akif1 300x225 Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşıİlkokul hocalarımın en vazgeçilmez ödeviydi “Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşımız”. Hatta bazı hocalarımız defterlerimizin ilk sayfalarına İstiklal Marşımızı yazmamızı ve bu konuyla ilgili ufak bir de kompoziyon hazırlamamızı isterlerdi. Çocukluk yıllarımın bu ödev konusunu ve her Türk gencinin bilmesi gereken bazı detayları sizinle paylaşmak istedim. Umarım faydası olur.

Mehmet Akif Ersoy, asıl ismi Mehmet Ragıf’tır. 20 aralık 1873′te dünyaya gelmiş ve 1936 da vehat etmiştir. Asıl mesleği veterinerlik olup aynı zamanda şair, öğretmen, vaiz, Kur’an mütercimi ve milletvekili olarakta görev yapmıştır.

İstiklal marşımızın söz yazarlığını yaptıktan sonra Vatan şairi ve milli şair olarak anılmaya başlanmıştır.

Safahat isimli şiir kitabı yayımlanmıştır. “Çanakkale Destanı”, “Bülbül” en önemli eserlerindendir.  İlk toplanan T.B.M.M’de görev almış, “İstiklal Madalyası” sahibi bir vatanseverdir. Cumhuriyet sonrası yönetim ile ters düşen bazı görüşlerinden ötürü Mısır’a taşınmış ve burada Kur’an-ı Kerim’i Türkçe’ye çevirmek için ciddi çalışmalar yapmıştır.

Siros hastalığına yakalanması sonrasında tedavi amacıyla İstanbul’a gelmiş ve burda vefat etmiştir. Naaşı ise Edirnekapı Mezarlığı’ndadır.

İstiklal Marşımız ise 12 Mart 1921′de Hamdullah Suphi Bey tarafından Mecliste okunmuş ve ulusal marşımız olarak kabul edilmiştir.

İSTİKLAL MARŞIMIZ

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettigi günler hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy



Bu yazı 1,108 kez okundu.


Yorum yapılmamış

(Gerekli)
(Gerekli,yayınlanmayacak)