Uzun zamandır Türkiye’ye gelmesini sabırsızlıkla beklediğim Transformers : Dark of the Moon ( Ayın Karanlık Yüzü ) vizyona girer girmez arkadaşlarla izlemeye gittik. Taksim AFM’nin geniş salonlarından birinde 3D gözlüklerimizle izlemeye başladık.
Filmde ilk dikkat çeken şey; Megan Fox’un yerine Victoria’s Secret’ın ışıklı podyumlarında transfer olan Rosie Huntington Whiteley’in başrolü Shia LaBeof ile paylaşıyor olması. Zaten filmin özellikle ilk yarısı, filmdeki adıyla Carly Witwicky’nin fonksiyonları ve ne yapıp, yapmadığı üzerine. Megan Fox’un artık neden olmadığı ile ilgili nerdeyse hiçbir konuşma geçmiyor.
Tabi film sadece bu bayanlardan ibaret değil. İlk yarıda fazlasıyla bilgi veriliyor, çok güzel bir kurgu oluşturulmuş. Gerçek hayatta olan olayları bildiğimiz şekliyle alıp, Transformers formatında işleyip izleyiciye mantıklı olabilecek bir şekilde sundular. Açıkçası filmdeki aksiyonlardan çok bu kurgu hoşuma gitti.
Filmin aksiyon sahneleriyle ilgili yorum yapacak olursam. Özellikle Transformers: Revenge of The Fallen filmde aldığım heycanı bu seride alamadım. Evet, fazlasıyla Autobot ve Deception vardı ama yeterince çoşkulu dövüşler yoktu. Ara ara biraz adrenalin için aksiyon sahneleri koyulmuş olsa da şerbet iyi tutturulamadı. Hatta şunu bile diyebilirim; 3 dakikalık fragman 157 dakikalık filmden daha fazla heycan vericiydi.
Transformers: Dark of the Moon, fragmanıyla beklentiyi o kadar yükseltti ki, gidip hayal kırıklığına uğrayanlar IMDb’de gerekli cevabı 6.7 puanla verdiler.

Son olarak; film fazlasıyla Amerikalı olmuş. Nerdeyse Autobotlar bile amerikan vatandaşı gibi davranacaktı. Her fırsatta gösterilen Amerikan bayrağı bir yerden sonra sıkmaya başladı desem yalan olmaz.