Bundan 1 sene önce eşimle anlaşmalı olarak boşandık. Anlaşmalı olarak diyorum ama çok büyük bir anlaşmazlık sonucunda verilebilmiş en güzel karardı.
Ebeveynlerin ilişkimize haddinden çok karışmaları, maddi sıkıntılar, anlaşmazlıklar derken işin sonuna gelmiştik. Diyeceksiniz “ee başta aklın nerdeydi” diye. İnsan ne yazıkki aynı yastığa baş koymadan, aynı evi paylaşmadan partnerini tanıyamıyor.
Boşanma kararı aldığımız ilk bir kaç gün dehşet vericiydi. Herşeye sinirleniyor, herşeye ağlıyordum. Onu sürekli takip etmek, boşanmakta ona düşen kararın ne kadarında samimi ne kadarında dürüst öğrenmek için çılgına dönmüştüm. Kavgalar, kavgalar. Bir kaç hafta sonra herşeyi tartmaya başladım. Artık bir şeyler mantıklı gelmeye başlamıştı.
Ve 1 ay sonunda boşanmanın eski düzenli yaşamımıza dönmemizin tek çaresi olduğunu anlamıştım Aradan 1 yıl geçti ve ben boşanmakla kendime çok büyük bir iyilik yaptığımı anladım.
Ama bu yazı evlilikten soğutmasın kimseyi. Sevdiğiniz insanlar geleceğe dair planlar yapmak, birbiriniz için bir yuva inşaa etmek kadar insanı mutlu eden bir şey olamaz. Tabi o inşaa ettiğiniz duvarın bir anda üstünüze yıkılma ihtimali de var.
Keşke toplum baskısı olmadan çiftlerin evlenmeden evvel birlikte ,aynı evi paylaşabilme gibi imkanları olabilse.Bu tür birlikteliklerin dolu dolu yaşandıktan sonra evlilik aşamasına gelmesinin daha doğru olacağına inanıyorum.Çünkü büyük hayallerle kurulan ve dışarıdan mutlu gibi görünen bir çok yuva kişilerin birbirlerini iyi tanıyamadıkları iddiasıyla çabucak yıkılıyor.
katılıyorum..ama insanlar artık tahammülsüz yaratıklar olmaya başladı..dışarıdan gelen seslere kulak tıkayıp ilerlemek artık zorlaştı..umarım bizim çocuklarımız bunu başarabilriler..
İnşallah başarırlar ama mühim olan o çocukları dediğiniz şekilde yetiştirebilmekte….
bence çiftlerin aynı evi paylaşması sorunu değiştirmez.Hatta evlilikte daha büyük hayal kırıklığı olabilir.bütün mesele kişilerin evlilik anlayışlarının beklentilerinin uyuşması ve karşılıklı saygıdır.
eğer aynı evi paylaşmakta hiç bir engel kalmazsa çiftler o zaman evlilik boyundurugunun altına girmezler ve evlilik kurumu çöker
Evlenmeye ne gerek var o zaman.Mesele birbirini değil kendisini tanıyamamak.Ve zamanın daha hızlı akması, insanların çok farklı etkiler altında kalmaları ve değişmeleri.
Zaten saygının bittiği yerde sevgiye de yer kalmıyor.Bu düşüncem yalnız evlilikler için değil ; tüm arkadaşlıklar ,dostluklar ve diğer benzeri birliktelikler içinde geçerli diye düşünüyorum.
4 evlilik yapmış ve birçok birlikte yaşamışlık sonrası tecrübeli bir abi olarak saptadığım şudur ki..insanlar kendi evlerinde yaşamalı ve arada bir müşterek bir evde yaşamaladırlar.En fazla 2 gün birlikte kalınmalı sonra herkes kendi evine dönmeli..Tekrar özlenip buluşulmalı..