Saflığın hat safalarındaki insan ben bu tecrübemi okuduktan sonra her ne kadar akılsızlığıma acısanızda belki kendinize yarar bişeyler bulursunuz.
Küçüklüğümde büyükbabamın bahçeli bi evi vardı, burası benim için bi mabeddi kendim geliştirdiğim envayi çeşid oyunu burada oynuyabiliyordum ve kendi hayal kahramanlarımla kaleler feth edip , kötüleri yenip tarih yazıyordum.
Bir gün bu kötüler, büyükbabamın bahçede beslediği ve ballarından faydalandığımız iki masum arı kovanı oldu. Olmaz olaydı sana o güzelim balı veren arılardan ne istenir ki demi. Neysem aldım kılıcımı “arı kovanına çomak sokulmaz” ata sözüne inat saldırdım arılara soktum kovana kılıcımı. Tabi sonrası feryat figan ilk teyzem yetişti saçları yeni permalatmış kabarık kabarık sen onun da doluş saçlarına ,neyse tüm ahali geldide beni bu başarısız ve hain saldırımdan kurtardılar. Yaklaşık 25 tane arı sokmuştu beni, oturdular cımbızla teker tker vucudumdan bal arılarının iğnesini temizlediler.
Sonra doktorlar arandı ulaşıldı tavsiyeler alındı. 24 saat uyumamam gerekliydi. Arının soktuğu yerlere şişmemesi için soğan sürülmesi gerekliydi, bol bol yoğurt yedirdiler. Sonra büyükbabamın mobileti ile şehir turu yaptık uyumamam için en keyifliside buydu bence, değdi yani onca acıya, baya gezdik motorla nasıl mutlu oldum=) Fakat o kadar iğnenin arasında birini unutmuşlar kaşımın üstünde gözüm davul gibi şişti=)
Sonra ne mi oldu bişey olmadıda çok şükür ben aynı tecrübeyi ikinci defa yaşadım anlıycağın “safın dönüşü” adlı serinin ikinci filminide çektim. ve yine aynı hengameyi yaşadım=)
Ama belkide şu anki enerjimin sebebi arıların kıçındaki zehirde gizlidir ne dersiniz=))))