Son 3-4 yıldır biryerlerden sürekli karşımıza çıkan bir terim bu Avrupa Kültür Başkenti. 2010 yılında bu ünvana İstanbul layık görüldü ve biz buna çok sevindik. Peki nedir ne değildir bu kültür başkentliği? Normalde ben de çoğu insan gibi iyi birşeydir herhalde diyip araştırma gereği duymamıştım. Fakat hoca final ödevi olarak bu konuda bir ödev hazırlamamızı isteyince herşeyini araştırmak zorunda kaldım. Fakat malesef bu olay hiç te bizim anladığımız gibi değilmiş. 1985 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçme geleneği başladı ve ilk olarak Atina seçildi. Daha sonradan amacından sapımış bir olay haline gelmiştir. Son 10 yılda tüm mesele şuna dönmüştür: Avrupa’da tam olarak bilinmeyen, turist sayısı çok olmayan şehirlere bu ünvanı verip o şehri ve veya şehirleri biraz daha insanlara tanıtmak adına verilen bir ünvandır. 2010 senesinde ise bu ünvana İstanbul, Essen ve Pec layık görüldü. Pec dediğimiz yer Macaristan’ın ufacık bir şehri yani İstanbul ile asla denk olamayacak bir şehir. Burada bizler seviniyoruz ülkemizin en güzel şehri Avrupa Kültür Başkenti oldu diye ama bence İstanbul’u ve Pec’i aynı kefeye koyup denk görenler İstanbul’u küçümsemiş bence.
Keşle İstanbul tek başına bu ünvana layık görülseydi veya Pec ile birlikte Mersin, Trabzon veya Konya seçilseydi.
Nobel Ödülü’nün ne için verildiğini ve iyi bir şey olmadığını duymuştum. Kaldı ki Orhan Pamuk bu ödülü alınca ertesi gün onu gazetelerin baş sayfalarına boy boy fotoğraflarla duyurduk. Hem de adam vatan düşmanı iken (herkes böyle düşünmüyor olabilir).
Yukarıdaki yazıdan da anladığım; bu avrupalılar bize küftermek yerine YİNE bi ödül verir gibi, bizim en güzel kentimizi “bilinmeyen ve değersiz bi kasaba” gibi göstermek istemişler. Nedir bu Pec’le yanyana koymuşlar bizim güzel İstanbul’umuzu!!