Buz gibi soğuk bir havanın hakim olduğu bir gecede kendimi, gördüğüm rüyanın etkisiyle olucak yatağımda terler içinde bulmuştum.Gördüğüm rüyanın cevabını ararcasına pencereme doğru koştum.Korkuyordum,bunun gerçek olamayacağının farkında olmama rağmen içimden gelen bir duygu onun söylediklerine beni inandırıyordu.Gidip bakmalıydım,sessiz ve korkak adımlarla evin kapısını açıp merdivenleri inip bahçeye vardım.Bütün çevreyi gözlerimle taradım.Çocukluğumdan beri dinlediğim ve doğruluğuna inanmadığım hikayelerin belkide gerçek olabileceğine gözlerimle şahit olucaktım.Hızlı adımlarla evin altında yer alan bahçeye bir kapısı olan o kasvetli ve rutubetli yere ilerledim. Kapıya vardığımda duraksadım ama geri dönemezdim açmalıydım artık ve görmeliydim onun orda olup olmadığını.Kapıyı açtım ve içeri girdim uzunca bir koridorun sonunda yer alan o karanlık bölmeye doğru ilerledim.Birden gördüğüm şey karşısında donup kaldım.Bu olamazdı mümkün olamazdı. Evet gördüğüm şey bir mezardı ve asıl beni dehşete düşüren mezar taşının üstünde ismimle birlikte yer alan tarihlerdi.Birden yatağımdan sıçrayarak uyandım. Gördüklerimin rüya olduğuna sevinip bir bardak su içmek için mutfağa gittim.Ama içim rahat değildi üç gün sonrasına denk gelen o tarih doğru olabilirmiydi? Hayatımda unutamayacağım ve etkisi oldukça güçlü olan bir rüyaydı.
vay be ben okurken bile ürperdim ne rüyaymış…
hakikatten insanın psikolojisini bozar böyle bir rüya:)