Romanya’ya otobüsle gidip geldiğim dönemler 1990 lı yıllara rastlar.O zamanlar İstanbul’a gelen Romenler ;Laleli ve civarından aldıkları malları Romanya’da satmak üzere otobüslerle taşırlardı.Bagajlarda yer kalmayınca otobüslerin arka koltukları da taşınan bu mallara ayrılırdı.İnanılmaz derecede yoğun bir yolcu ve yük trafiği olurdu. İstanbul dan yola çıkan otobüsler; Romanya’ya Bulgaristan üzerinden giriş yaparlardı.Her zaman olduğu gibi en büyük sıkıntıyı Bulgaristan gümrüklerinde yaşardık. Çoğu zaman Bulgar gümrükçüler bahşiş alabilmek için; elçilikten aldığımız vizeleri kabul etmezler, transit vizelerin orada tekrar alınmasını isterlerdi.O yüzden ben, tekrar transit vize almak için genelde en son sıraya girerdim.Eğer elçilikten alınmış transit vizesi olmayıp da ,oradan vize alacak Türkler varsa ; Bulgarların bahşişlerini fazlasıyla verdiklerinden,bazan Bulgarların gözü ve cebi doyar , son sırada kalanlara pek zorluk çıkartmazlardı.Gümrüğe girdiğimizde ise; neredeyse hakaret ederek bavullarımızı, çantalarımızı bagajdan çıkartıp ,otobüsün yanına dizip beklememizi isterlerdi. Bavullarımızın yanında kalıp başka bir yere kıpırdamamıza bile müsaade edilmezdi.Bulgar gümrükçülerin keyfinin yerine gelmesini saatlerce ayakta beklerdik.Bulgarlar bazan köpekleriyle gelirler , köpekler de hem bizi hem de bavullarımızı koklar sonra da çeker giderlerdi. Bulgarların özellikle Türklere gösterdikleri bu ve benzeri kasıtlı zorlukların sebebinin; Osmanlı dönemine kadar dayanan kuyruk acılarından kaynaklandığını düşünüyorum.
Romanya’ya giden firmaların otobüs şoförleri;yola çıkmadan evvel en az iki karton sigara alırlardı.Yol üzerindeki hemen her kavşakta; otobüsümüzün önünü kesen Bulgar polislerine, camdan birer paket sigarayı uzatırlar ve kontrollerden kurtulurlardı.Otobüs firmalarının her türlü evraklarının genelde eksiksiz olmasına rağmen; Bulgarlar istediklerini alamazlarsa; ne yapar ne eder bir eksik bulurlar ve otobüsleri seferden men bile ederlerdi.Hatta bu yüzden; cezaevine girip de hala oralardan kurtulamayan şoförler olduğunu duyardık.
Bulgaristan topraklarında yaşadığımız sorunlar yalnız bununla da bitmezdi.Özellikle gece olduğu zaman Türk otobüslerinin önü kesilir, otobüste ne var ne yok her şeyi silah zoruyla soyarlardı.
Bu tür kişiler; bazen de yol levhalarının yönünü bile değiştirirlerdi. Yolu iyi bilmeyen acemi otobüs şöförleri de bu tuzağa düşüp yanlış yola girerlerdi.Genellikle de; ya bu gruplar tarafından soyulurlar yada polis tarafından yanlış yola girdiler diye cezalandırılırlardı. Şöförler de başlarını belaya sokmamak için fazla ses çıkartmaz, polise rüşvet verip cezadan kurtulmaya çalışırlardı.
Hatta bir keresinde; benzer bir olaya şahit olmuştum. Romanya’ya gitmek üzere bindiğim bir otobüste; muavin ve şöförle sohbet ederek yolumuza devam ediyorduk. Hava kararmaya başlamıştı, neredeyse çırılçıplak bir kadın aniden otobüsün sağındaki çalılıklardan yola fırladı. Kadın sanki bir saldırıya uğramış ve otobüsten yardım bekler gibi bir takım işaretler yapıyor ve önümüzü kesip hızımızı azaltmaya çalışıyordu. Çıplak kadın; otobüsün üstüne doğru koştukça, şöförümüz de direksiyonu sola doğru kırıp hızlanmaya başladı ve kadının yanından geçtik.Geçer geçmezde; orada ağaçların yanında park etmiş gibi görünen bir BMW aniden yola çıkarak bizi takip etmeye başladı.Oldukça süratli bir şekilde geliyor ve arkamızdan devamlı selektör yapıyordu. Yol istiyor durmamızı istiyordu. Şöförümüz daha evvelden böyle olayları çok yaşadığından; durursak hepimizin soyulabileceğini söyledi.Yaşadıklarımı bir başkası anlatsa asla inanmazdım Otobüste çıt çıkmıyordu. Hiç durmadan gidişimiz, arkamızdan gelen arabanın bizi takip etmesi aksiyon filmlerini aratmayacak gibiydi.
Kısa bir süre sonra; uzaktan çok net olmayan sönük ışıklar lambalar görmeye başladık. Kasabamsı bir yere doğru yaklaşıyorduk.Ve şansımıza bir polis arabası da yol kenarında bekliyordu. Bizi takip eden araba da polis görünce ortadan kayboluverdi. Şöförümüz hiçbir şey söylemeden onlara da bir karton sigaralarını verdi ve yola devam ettik. Bulgar gümrüğünden çıkarken yaşadıklarımızı tekrar yazmaya gerek görmedim. Orada da neler yaşadığımızı tahmin edersiniz zaten. Romanya sınırına sağ salim girdiğimizde bildiğim bütün duaları en az 4 defa okumuştum. Bugüne kadar da; ne Romen sınırında ne de Romanya içinde böyle bir şeyle hiç karşılaşmadığımı da belirtmek istiyorum… Gene de karayoluyla Bulgaristan’dan geçeceklere dikkatli olmalarını tavsiye ederim….